PORTEKİZİN ZORLU GÜZELLERİ

Bizi Facebookdan da Takip Edin...

sideblock

Bizi instagramdan Takip Edin...

sideblock
by HASRET PALA | Makale İçerisindeAvrupa Turları Hakkında | Henüz yorum yapılmamış... | 819 Makalede Görüntülenme

Portekizin zorlu güzelleri

Lizbon, ve Porto bildiğim ve sevdiğim iki güzel kent. Biri İstanbul gibi yedi tepeli, diğeri ise yokuşlar kenti. Acemisini yorar. Güzeller güzeli bu iki kenti büyük efor sarf etmeden tanımanın, ruhlarına nüfuz etmenin bildiğim yolları var. Takılın peşime..
Lizbon da, tıpkı İstanbul gibi tam yedi tepenin üstüne kurulmuş.  Merdivenler, yokuşlar, yine merdivenler... Onun için keşif gezisi insanı yoruyor. Tepelere çıkmak için ya tramvaya ya da Paris’teki kulesiyle ünlü Fransız Gustave Eiffel’in demirlerden yaptığı gotik görünümlü asansöre biniyorum.
Asansörün çıkışındaki yollardan biri beni, ünlü şair Fernando Pessoa’nın Chiado semtindeki kahvesine götürüyor. ‘A Brasileira Do Chiado’ adlı kahvede Pessoa, başında fötr şapkasıyla bir masada oturuyor.

A Brasileira Do Chiado
Kıskanıyorum onu; Çünkü tüm güzel kızlar onunla sarmaş dolaş fotoğraf çektiriyorlar. Ünlü şair hangi dizelerini bu kahvede yazmıştı acaba? Mesela ‘Yola Çıkmak! Yitirmek Ülkeleri!’ diye yazarken bu masada mı oturuyordu?
“Yola çıkmak! Yitirmek ülkeleri! / Bir başkası olmak süresiz, / Yalnız görmek için yaşamaktır / Köksüz bir ruh olmak! / Kimseye ait olmamak, kendime bile! / Durmadan gitmek, sonu olmayan / Bir yokluğun peşinde / Ve ona ulaşma isteği içinde! Böyle yola çıkmaktır yolculuk. / Ama ben açık bir yol düşünden öte, / Bir şeye gerek duymuyorum yolculuğumda. / Gerisi sadece gök ve toprak...” (Çev: Cevat Çapan)

Kahvenin kahvesinin çok lezzetli olduğunu söylemeliyim bu arada. Kahvenin hemen karşısındaki meydanda heykeli bulunan ülkenin diğer önemli şairi Antonio Ribeiro’ya da saygılarımı sunmayı ihmal etmiyorum.

ASIRLIK DAR SOKAKLAR
Bairro Alto, Baixa’ya tepeden bakan ve tarihi 16. yüzyıla dayanan bir semt. Sokakları, iki insanın kol kola yürümekte zorlanacağı kadar dar. Evlerin çoğu eski. Duvarlar okyanustan gelen soğuk, nemli, tuzlu rüzgârlardan korunmak için çinilerle kaplanmış. Her evin çinisi başka bir desen.Balkonlarda rengârenk çamaşırlar, okyanustan gelen rüzgârla oynaşıyor.
Her evin altında küçük bir işyeri var. Bunlar ya bir bakkal, ya bir butik, hediyelik eşya satan dükkân, kahve, bar, fado kulübü veya 3-5 masalı küçük bir lokanta. Aslında kentin en önemli lokantaları burada
Baixa’ya yukarıdan bakan bir başka tepede de Alfama semti yer alıyor. Oraya çıkmak için  tek vagonlu, eski, kırmızı bir tramvaya sığınmak lazım. Tepenin zirvesindeki Saint George Kalesi’nin burçlarından Lizbon tüm güzelliğini sergiliyor.

MEYDANDAKİ KRAL
Kentin en büyük meydanlarından biri olan Praça do Comércio’daki asırlık kahve Martinho da Arcada’da bir yorgunluk kahvesi yudumlamak lazım. Üç tarafı büyük binalarla kaplı olan meydanın tam ortasında, atının üstünden kenti seyreden Kral I. Dom Jose’nin heykeli gelene geçene poz veriyor. Meydana açılan işlemeli zafer kapısı da bir başka ilgi odağı. Bütün tramvaylar mutlaka bu meydandan geçiyor. 

BİR KİMYON KOKUSU İÇİN
Tajo Irmağı’na yaslanmış olan Belem, kentin, belki de dünyanın en önemli semtlerinden biri. Çünkü dünyanın birçok yeri, bu limandan yola çıkan cesur denizciler tarafından bulunmuş. Bu keşif yolculuklarının acısı da bir o kadar büyük olmuş.
17. yüzyılda bir rahip denizin yuttuğu yüzlerce Portekizliyi kastederek “Tanrı Portekizlilere küçük bir ülke verdi ama bütün dünyayı onlara mezar yaptı” demiş. Şair Miranda da bir şiirinde, “Bir kimyon kokusu için halkını yitirdi krallık” diye yazmış.
Belem’de önce Jeronimos Manastırı’na uğramak lazım. Yapımına 1501 yılında başlanan görkemli manastır, ülkesinin üç gurur kaynağını bağrına basmış. Ünlü kâşif Vasco da Gama, ünlü şairler Luis de Camoes ve Fernando Pessoa’nın mezarları bu manastırda. 

KEŞİFLER ANITI
Sonra parkın güneşli patikalarından geçip, kıyıdaki ‘Keşifler Anıtı’na gidiyorum. 1960 yılında gemici Henrique’in 500. ölüm yılı dolayısıyla yaptırılan anıt, bir yelkenli gemiyi (karavela) andırıyor.
Teknenin ucunda, elinde küçük bir yelkenliyle gemici Henrique duruyor. Gözlerini okyanusun uzaklarına dikmiş. Arkasında ise V. Alfanso, Gaspar Corte Real, Diogo de Silves, Gil Eanes, Diogo Gomes, Pedro Alvares Cabral, Diogo Cão, Bartolomeu Dias, Macellan ve Vasco da Gama, din ve bilim adamları sıralanmış. Dünyayı keşfeden bu ünlü denizciler, taştan teknenin pruvasında buluşmuş, rüzgârın yelkenleri şişirmesini bekliyorlar sanki.
Gecelerimin çoğunda, bir fado kulübünde oturup, o, kedere ve alın yazısına ağıtlar döken yanık sesleri dinliyorum. Hüznümü daha da köpürtmek için, masamda Porto şarabının tatlı-sert tadıyla dolu kadehi hiç eksik etmiyorum.
Kimine göre fado, sevgililerini veya eşlerini denize uğurlayan kadınların, onların geri dönmemesi üzerine rıhtımda, denize karşı yaktıkları ağıt. Bu nedenle fadoda acı, hüzün, özlem, aşk var. Kimine göre bu yanık şarkılar Brezilya, kimine göreyse Afrika kaynaklı. Kimileri ise fadonun gemilerde, aylarca süren seferlerde ortaya çıktığını öne sürüyorlar.
Kim ne derse desin, gecenin ilerleyen saatlerinde kâh Chiado’nun, kâh Bairro Alto’nun, kâh Alfama’nın daracık, geçmişten gelen sokaklarındaki fado kulüplerinde, kayıp denizcilerin ruhlarıyla birlikte, fado sanatçılarına kadeh kaldırmaktan çok hoşlandım.

GÜZELLER GÜZELİ PORTO
Porto’ya önce Gaia kentinin kıyısından bakmak gerek. Hele güneş gitmeye yakınsa ve yumuşak ışıklarını Porto’ya göndermişse, oluşan görüntüler sizi büyüleyecektir muhakkak. Damlardaki kiremitler daha kırmızı, sarı, vişneçürüğü, açık mavi badanalı evler daha güzel görünecektir. Evlerin ön cephelerini süsleyen çiniler de, bu ışığın altında sanki Şark masalları anlatır. Endülüs’ü anımsatır.
Porto, okyanusla kucaklaşır. Onun için gözü hep uzaklardadır. Görünmeyen topraklara bakar durmadan. Onca yolculuğa rağmen hâlâ keşfe doymamış gibi görünür. Okyanusa bakar ama damarlarında Akdeniz’in sıcak kanı dolaşır. Onun için sevecendir.
Kenti keşfedebilmek için ciğerde nefes, bacaklarda derman olması gerekir. Çünkü Porto yokuşlar kentidir. Douro Nehri’nin kıyısından başlayıp, tepelere doğru tırmanır. Kıyıda şarap fıçıları yüklenmiş gondollar durur ama bunlar kentin süsleridir. Çünkü yörenin o lezzetli şarabı artık gondollarla taşınmaz. Onlar geçmişi resmetmek için orada dururlar.
Yokuşları tırmanmak için otobüslerin yanı sıra teleferik, finiküler, asansör ve köprüler de devreye girer. Porto’nun övünecek çok şeyi var. Ülkesinin ikinci büyük şehri olmakla övünür. UNESCO’nun dünya mirası listesine girmekle övünür. İspanya’nın Kastilya Bölgesi’nden doğup, tüm İber Yarımadası’nı aşıp gelen Douro Nehri’nin Porto’da okyanusla kavuşmasıyla övünür. Şaraplarının bütün dünyada sevilmesiyle övünür. Douro Vadisi’ndeki üzüm bağları ile övünür.
Ayrıca kuru fasulyeli işkembe yemeği ve ‘Francesinha’ denen özel sandviçiyle de övünür ama bu övünmeden yabancıların pek haberi olmaz. Porto’ya gidince mutlaka Douro Vadisi’ne gitmek de gerek. Gidilmezse gezi yarım kalmış sayılır.
Bu vadiye kıvrım kıvrım virajlı ama tablo gibi görüntülerle süslenmiş bir yoldan gidilir. Vadinin başlangıcında, set set zirvelere kadar uzanan bağların görüntüsü insanı büyüler. Hele buraya hasattan sonra giderseniz, kızaran asma yapraklarının oluşturduğu manzarayı en ünlü tablolarda bile göremezsiniz.
Douro Vadisi bir şarap diyarı. Burada şarapla yatılıp, şarapla kalkılıyor.
Porto’ya gidince San Bento tren istasyonunu mutlaka görmek gerek. Çünkü burası mavi çinilerle kaplı bir galeriyi andırıyor. Buradan kalkan trenler, insanı sanki geçmişe götürür. Lello Kitapçısı da görülmesi gereken mekânlardan. 1869’da kapılarını açan Lello, dünyanın en güzel üçüncü kitapçısı seçildi. J.K. Rowling’in, bu güzellikten etkilenerek Harry Potter’in ilk üç bölümünü burada yazdığı anlatılıyor. Tavandaki vitray, helezon kırmızı merdivenler, tavandaki tahta işlemeler, kitap rafları Lello’yu diğer kitapçılardan ayıran güzellikler. Sözün özüne gelirsek: Porto mutlaka görülesi kentlerden biridir.

 

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

İsminiz:


Oylama: Kötü           İyi

Aşağıdaki kutuya kodu girin:




Yorumunuz: Not: HTML çevirimi yapmamaktadır!
Tüm Dünya Turizm 2009. Tüm hakları saklıdır. Limited Edition Opencart Kurumsal.